Sanrı
Ne zamandır aklımda yoktu. Kalemlerimi kaldırdım, kitaplarımı da. Bir kaldırım kenarında, kaldırımın en kenarında tek ayak yürümek için çabalayan, annesinin arkasından "Düşersin!" diye arada sesinin yükseldiği bir hikâyeydi bu. Ara ara cesaretlendirmek için susulan ama sonra kalbi yerinden oynayacak kadar korkan, düşer de dizleri kanarsa diye endişe edilen… Her bir duyguyu nasıl anlatır ki insan? Berrak bir su gibi değil ki kelimeler. Resmetmek bir bakıma. Tuvalin yok ve sen okurun zihninde bir koridor açıp kendi dünyandaki resimle tanıştırmak için uğraşıyorsun. Yazıyorsun. Satırların arasında kaybolmuşken, hangi rengi seçeceğini bilmeyen bir ressam gibi kelimeler geziyor düşüncelerinin arasında. Bak mesela, nasıl başladı, nasıl devam etti değil mi? Ne anlatacağını da unuttun. "Ben" ile başlayan cümleleri şimdi ben "sen" diliyle yazıyorum. Haliyle bir editör okusa burada tutarsızlık görüp durdurur; "Burayı değiştir, ben ve sen dili karışmış," d...